Özet: Bu karar, itirazın iptali davasında ödeme emrine itirazın alacaklıya tebliğ edilmesi ve hak düşürücü sürenin başlangıcı ile ilgili önemli değerlendirmeler içermektedir. Karar, itirazın alacaklıya tebliği gerçekleşmemiş olsa dahi dava dilekçesinin verilmesiyle hak düşürücü sürenin başlamış sayılabileceğini açıklığa kavuşturmuştur.
- Ana Mesele:
- İtirazın iptali davasında, hak düşürücü sürenin başlangıcının ne zaman gerçekleştiği ve bir yıllık süre içinde dava açılıp açılmadığı.
- Kararın Hukuki Değerlendirmesi:
- Hak Düşürücü Süre: İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesine göre bir yıllık dava açma süresi ödeme emrine itirazın alacaklıya tebliği ile başlar. Ancak alacaklı, itiraz dilekçesini dava yoluyla öğrenmişse hak düşürücü süre bu tarihten itibaren işlemeye başlar.
- Mahkeme Hataları: Mahkeme, birleşen davada dava açma süresinin geçtiğini göz ardı ederek işin esasına girmiştir. Bu durum usul ve yasaya aykırıdır.
- Kanuni Tebligat: Yerleşik içtihatlara göre, tebligat kanuni şekle uygun yapılmadıkça sair suretlerle öğrenim, hak düşürücü süreyi başlatmaz.
- Sonuç ve Emsal Niteliği:
- Yargıtay, hak düşürücü sürenin başlangıcıyla ilgili bu kararıyla dava açma süresi konusuna açıklık getirerek önemli bir içtihat oluşturmuştur.
Detaylı Değerlendirme:
- Usul Hukuku Açısından:
- Mahkeme, kısa karar ve gerekçeli kararın uyumlu olması gerektiğine dikkat çekmiştir. Yanlış değerlendirmeler nedeniyle birleşen davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir.
- Maddi Hukuk Açısından:
- Hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açılmış olmasına rağmen alacaklının itirazın iptaline yönelik başvurusu, kanuni dayanağı olmadan kabul edilmiştir. Bu durum, tarafların menfaat dengesini bozmuştur.
Kararın Tamamına Yargıtay Karar Arama sitesinden ulaşmak mümkündür.
Son Söz: Bu karar, itirazın iptali davalarında hak düşürücü sürelerin uygulanması ve öğrenme yoluyla sürelerin başlaması konularında önemli bir içtihat niteliğindedir.